Evli kadın beni istiyor

Neden Cinayete Kurban Giden Her Kadın İçin "Kadın Cinayeti" Tanımı Kullanılıyor?

2020.07.31 03:33 Monenyus Neden Cinayete Kurban Giden Her Kadın İçin "Kadın Cinayeti" Tanımı Kullanılıyor?

Merhaba. Öncelikle belirtmeliyim ki feminist değilim. Feminizm hakkında eleştirebileceğim -adı dahil olmak üzere- çok şey var fakat bugünlük şunu soracağım sadece: Neden öldürülen her kadın için "kadın cinayeti" tanımını kullanıyorsunuz?
Benim bildiğim kadarıyla "kadın cinayeti", bir kadının sadece kadın olduğu için öldürülmesi durumunu belirtmek için kullanılır. Örneğin; etek giydiği için öldürülmesi, yemek yapmadığı için öldürülmesi, açık giyindiği için öldürülmesi, gece geç saatte dışarıda olduğu için öldürülmesi, boşanmak istediği için öldürülmesi vb. nedenler... Demem o ki: "kadın cinayeti" tanımı, bir kadının, toplumun gözündeki "kadın" modeline uymamasından ötürü işlenen cinayetlerdir ve bunları diğer cinayetlerden ayıran nokta cehaletin daha fazla oluşudur. "Kadın kısmının gece vakti dışarıda ne işi olur? Bu yüzden öldürdüm." cümlelerindeki cehalet seviyesinin, "Beni dolandırmıştı, bu yüzden öldürdüm." cümlesinin cehalet seviyesinden çok daha fazla olduğunu görebiliyorsunuz, değil mi?
Anlaşılmak için yakın tarihten bir örnek vereceğim: Pınar Gültekin cinayeti. Okuduğum haberlere göre bu cinayet bir "kadın cinayeti" değil. Haberi hatırladığım kadarıyla yazıyorum: Katil evli. Pınar'la tanışıyorlar ve Pınar, adamın evli olduğunu öğreniyor ve işi seks işçiliğine dökmek istiyor. Yani adamdan para talep ediyor düzenli olarak- seks işçiliğini ahlaksız bir eylem olarak görmüyorum. Katil bir müddet sonra para vermeyi reddediyor. Daha sonrasında Pınar, katilin özel hayatına dair bildiği bilgileri suistimal ediyor ve katili, ailesine durumu anlatmakla tehdit ediyor. Sonrasını biliyorsunuz. Benim hatırladığım kadarıyla durum böyle. Eğer yanlış biliyorsam düzeltin yorumlarda lütfen.
Görüldüğü üzere burada bir "kadın cinayeti" durumu yok. Kendisini tehdit eden bir "insanı" öldürmek var. Ben bunu bir kadın cinayeti olarak tanımlamam çünkü eğer tanımlarsam gerçekten yaşanan kadın cinayetleri önemini ve ciddiyetini kaybetmiş oluyor. Bunu neden yapıyorsunuz sevgili feministler?
Bir başka örnek: anitsayac.com saçmalığı. Sözde kadın cinayetlerini arşivlemek için kullanılan sitede en son random olarak açtığım bir haberde şunu gördüm: 13 yaşında bir oğlan, çiftliklerindeki av tüfeğiyle kendi kendine oyun oynarken kazara 15 yaşında bir kızı öldürüyor. Siz de buna "kadın cinayeti" diyorsunuz. Kadın cinayeti konusunun ciddiyetini bozuyorsunuz. Amacınız erkekleri -çok affedersiniz- siktir edip sadece kadınları savunmaksa, buna "dişi cinayeti" diyebilirsiniz, ne dersiniz?
*Komutan Logar'ın sesiyle* "Neden böyle bir şey yapıyorsunuz?"
submitted by Monenyus to FeminismTurkey [link] [comments]


2020.05.21 18:52 ferreisawesome Çocuğumuz olmayınca çare kaynanam oldu

Çocuğumuz olmayınca çare kaynanam oldu..(Yazan:Kerem) Merhaba ensest hikaye okurları, ben İstanbul’dan Kerem. 26 yaşında 3 yıllık evli devlet memuru bir makine mühendisiyim. Eşim benden 4 yaş küçük. Evlendiğimiz günden itibaren eşimle çocuk yapmak için uğraşıyoruz ancak eşimin ergenliğinden beri varolan yumurtlama probleminden ötürü başarılı olamıyorduk bir türlü. İki yıl denedikten sonra artık tıbbi yardım almaya başladık. Ama bu da derdimize derman olmadı. Eşim bu yüzden bunalımlara girdi ben de elaleme rezil olacağız hatta olduk diye çok korkuyordum.
Bir gün bir aile dostumuz bize taşıyıcı annelikten söz etti. Çocuğu başkası doğuracaktı ama yasal olarak annesi eşim olacaktı. Son çare olarak başka bir seçeneğimiz yok gibi gözüküyordu. Üstelik taşıyıcı annelik ülkemizde yasaktı. Biraz araştırdıktan sonra Gürcistan’da bu için yapıldığını öğrendik. Aile meclisini topladık. Kayınpederim ve kaynanam ayrı yaşıyorlardı ama bu mevzuyu konuşmak üzere o da katıldı bize. Kayınçom ve benim annem ve babam da vardı. En sonunda herkes taşın altına elini koydu ve Gürcistan’da bu işi halletmeye karar verdik. İçim rahatlamıştı bu sefer. Ancak ertesi gün eşim tadımızı kaçıracak bir şey daha ortaya attı. “Ya oradaki kadınlarda hastalık varsa, çocuğum hasta olursa” dedi. Mantıklıydı, çünkü Gürcistan’da seks turizmi yaygındı ve çocuğumuzu bu konuda riske atmak ne kadar doğruydu. Eşim yine bunalımlara girdi ağlamaya başladı sürekli. Aynı gün kayınvalidem geldi. Eşimin ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce sordu. O da anlattı… Eşim “bize güvenebileceğimiz bir taşıyıcı anne lazım” dedi. Düşündük taşındık ama kimseyi bulamadık. Bulsak da kim bize yardım ederdi ki böyle bir konuda… Ertesi gün akşam yine kara kara düşünürken eşimin telefonu çaldı. Arayan kayınvalidem Handan’dı. Eşimden telefonun sesini hoparlöre vermesini istedi. “Çocuklarım, bu söylediklerim aramızda kalacak. Benimki sadece bir teklif. Düşünün taşının ama ben evlatlarım olarak sizlerin mutluluğu için böyle bir fedakarlık yapmak istiyorum” dedi. Biz eşimle birbirimize bakarak donduk kaldık. Eşim “olmaz anne öyle bişey” diyerek kapadı telefonu. Ertesi gün işten geldiğimde eşim konuyu açtı yine. “Ne dersin Kerem, annem olur mu” dedi. Belli ki kayınvalidemle tekrar konuşmuş… Ben sinirlenmiştim;
-”Nasıl olacak Tuğba? Elaleme ne diyeceğiz? 40 yaşında kayınvalidem hamile kaldı” mı diyeceğiz?
-”Annem 40 değil 38 yaşında Kerem ve bir çok insan bu yaşında hamile kalabiliyor. Kadın bizim için fedakarlık yapmak istiyor anlasana” dedi eşim.
-”İyi peki. Çocuğu annenin doğurduğunu gören eş dosta hayır bu bizim çocuğumuz mu diyeceğiz” dedim.
-”Annem onu da düşünmüş. Sen tayinini isteyeceksin. İstanbul’dan başka bir şehire taşınacağız. Bir-iki sene başka şehirde yaşayıp bu işi halledip tekrar döneceğiz İstanbul’a. Hem de çocuğumuzla beraber” diye cevap verdi eşim.
Mantıksız değildi aslında ama tayin mayin işi zor işlerdi. “Peki baban ne diyecek bu işe” diye sordum.
-”Babamın da, senin ailenin de bu işten haberi olmayacak. Gürcistan’daki herhangi bir taşıyıcı anneden olduğunu söyleyeceğiz çocuğun” dedi Tuğba.
Eşimin ve kayınvalidemin baskıları neticesinde kabul etmek zorunda kaldım bu işi. Tayin için de başvurdum. Bir ay içinde Kayseri’ye tayinim çıktı. İkinci ay Kayseri’ye taşınmıştık bile… Bu arada bir arkadaşım bir tanıdığı vasıtasıyla Gürcistan’da bize yardımcı olacak kişiyi de organize etti. Tarih belirlenince işyerimden senelik izin alarak Gürcistan’a uçtuk eşim ve kayınvalidemle birlikte. Arkadaşımın Gürcistan’daki bağlantısı bizi karşıladı. Konuştuk anlaştık. Bizden istediği 15000 euror parayı da peşin olarak verdik. Yarın arayacağını söyleyerek gitti adam. Biz otelimize yerleştik. Ertesi gün gözümüz telefonda bekledik ama haber gelmedi. Sonraki gün yine. İyice tedirgin olmuştuk. Adam benim aramalarıma da cevap vermiyordu. Israrlı aramalarımdan sonra en sonunda gecenin bir saatinde açtı ve “arama lan beni bir daha gavat” dedi ve suratıma kapadı telefonu. Dolandırılmıştık. Bugüne kadar çok para harcamıştık çocuk için ama dolandırılmak koymuştu bana. Eşim krize girdi. o gece tuvaletten gelen sesle uyandım. Kapı kilitliydi. Eşim ses vermiyordu. Kayınvalidemi uyandırdım yan odadan. Ona da ses vermeyince kapıyı kırıp içeri girdiğimde eşimin baygın halde yerde yattığını ve bir kutu ilaç içtiğini görünce elim ayağıma dolaştı. Hemen otel görevlilerine haber verdik ambulans istedik. Ambulans hemen geldi hastaneye apar topar gittik. Korkudan ağlıyorum. Eşime bir şey olursa ben de ölürdüm. Para pul çocuk falan umurumda değildi. Doktor midesini yıkadıklarını, komada olduğunu, şimdilik beklemekten başka bir şey yapamayacağımızı söyledi. O gece uyanmadı Tuğba. Ertesi gün gözlerini açtı şükür ama yine ağlamaktan başka bir şey yapmadı. Sakinleştirici ile bu sefer doktorlar uyutmak zorunda kaldılar. Kayınvalidem Handan o akşam “Kerem kalk otele gidiyoruz” dedi. “Noldu anne?” dememe bırakmadı “kalk bu işi çözeceğiz” dedi. Taksiye binip otele geldik. Takside konuşamadığımız için odaya çıkmayı bekledim. İkimiz de tedirgindik.
-”Anne ne yapacağız” dedim odaya çıkınca.
-”Buraya neden geldiysek onu yapacağız” dedi annem.
-”Anlamadım anne” dedim.
-”Anlamayacak bişey yok Kerem. Bu adi memlekete çocuk sahibi olmak için, beni hamile bırakmak için geldik. Şimdi beni hamile bırakacaksın” dedi. Ben afallamıştım;
-”Nasıl olur anne, nasıl yapacağız” diye sordum aptalca.
-”Kerem! Bak oğlum! Kızımın hayatı ve sizin evliliğiniz tehlikede. Siz benim evladımsınız. Bir fedakarlık yapacağımı söyledim işler sarpa sardı. Şimdi bu durumu düzeltebiliriz” dedi.
-”Anne nasıl olacak, nasıl spermlerimi aktaracağım sana anlamadım” dedim yine safça.
-”Oğlum vaktimiz yok. Kimseye de güvenemeyiz burada. Dünyadaki 6 milyar insan nasıl yapıyorsa biz de öyle yapacağız bu işi” diye cevap verdi.
-”Anne olur mu öyle şey! Sen benim annemsin! Hem Tuğba’ya ne diyeceğiz?” dedim telaşla.
-”Tuğba birkaç gün daha hastanede kalır. Kalmasa da doktorlardan rica ederiz uyuturlar bir iki gün daha. Biz de bu arada işi hallettik deriz” diye beni ikna etmeye çalıştı annem.
Elimde fazla bir seçenek yoktu. Bir amaç için yola çıkmıştık ve başımıza bir sürü talihsizlik gelmişti. Bu işi burada çözüp dönmek lazımdı Türkiye’ye. İster istemez kabul ettim. “Peki nasıl yapacağız anne ben çok utanırım” dedim. Annem;
-”Oğlum utanacak bir şey yok. Burada zevkimiz için bir şey yapmıyoruz” dedi. “Beni Tuğba olarak düşün” dedi. Hakikaten de eşim annesine benzer.
-”Tamam anne ama nolur makyaj falan yapalım, kılığını tipini değiştir, yoksa yapamam ben” dedim.
-”O zaman sen bir iki saat bekle otelde” dedi annem ve gitti. Bir saati biraz geçen bir vakitte geldi. “Tamam şimdi hazırlanırım Kerem” dedi. Duşa girdi. Oradan odaya geçerken “sen de duşunu al Kerem” dedi. Girdim duşumu alıp çıktım. Üzerimi giyinirken “Kerem gel hadi oğlum” diye seslendi annem içeriden. Kapıyı açtım oda kapkaranlıktı. Hemen yatağa girdim, yatak boştu. Az sonra ışık açıldı. O da ne!!! Ne göreyim!!! Kayınvalidem Handan saçlarını tepede topuz yapmış, çok güzel ve değişik bir makyaj yapmış, üzerinde siyah jartiyerli bir takımla karşımda bir afet gibi duruyordu. Memeleri taş gibi gözüküyordu ve sütyen ancak yarısını kapatabiliyordu. Altındaki tül külot da çok seksiydi. Çok farklı bir kadın olmuştu. Utangaç bir sesle “nasıl değişik biri olmuş muyum Kerem?” dedi. Ben hemen etkilenmiş, karşımdakinin kayınvalidem olduğunu unutmuştum bile. “Olmuşun anne çok güzel olmuşsun” dedim. Annem ışığı kapadı ve yatak başındaki ışıkları yaktı ve yanıma uzandı. “Bu gece ‘anne’ demek yok” dedi ve elini aletime attı. “Sadece o işi yapacağız değil mi anne” deim. “Bir çimdik attı, ‘anne’ yok dedim sana. Ne istiyorsan yapabilirsin, farz et ki bir kaçamak yapıyorsun oğlum” dedi. Ben de “bu gece ‘oğlum’ da yok o zaman”” dedim ve hemen öpüşmeye başladık. Annem mis gibi kokuyordu. Memelerini emmeye başladım sütyeni sıyırıp, gerçekten de taş gibiydi annemin vücudu. 38 yaşına gelmesine rağmen kendine çok iyi bakmıştı. Annem az sonra aşağıya inip aletimi ağzına aldı. “Anne ne yapıyorsun” deyince sikimi ağzından çıkartıp ısırır gibi yaptı “Anne demek yok dedim sana” dedi. Taşaklarımı avuçlayarak aletimi emiyordu annem adeta bir orospu gibi. Sadece içine boşalıp hamile bırakacağımı sanarken annem yılların acısını çıkarır gibi sevişiyordu benimle. Az sonra boşalacağımı anladım “anne dur, geliyorum” dedim kasılarak. Sikimi çıkarıp “hala anne diyorsun” dedi ve tekrar ağzına aldı. Ben kendimi çekmeye çalışırken o daha bir sabitledi sikimi ağzında ve eme eme ağzına boşalmamı sağladı. Ben de hayatımdaki en muhteşem boşalmayı yaşadım. “Anne harikasın ama neden böyle yaptın, hani hamile bırakacaktım seni” dedim. “Bırakırsın Kerem daha gece uzun” dedi ve 69 pozisyonunda üstüme çıktı. Külodu jartiyerin üstüne giymişti sıyırıp çıkardım. Annemin amını götünü dillemeye başladım. “Ohhh oğlum harikasın” diye inledi annem dilimi göt deliğinde gezdirmeye başlayınca. Ben de poposunu ısırarak “oğlum demek yoktu hani” dedim ve yalamaya devam ettim. Dilimi göt deliğine sokup çıkarmaya başladım annemin. “Oaaaawww Kerem ne diyeyim sana müthişsin” dedi annem. “Erkeğim de bana Handan, ‘oğlum’ deme” dedim. Az sonra annem dönüp kucağıma geldi ve sikimin üzerine oturmaya başladı. Alev gibi yanan amına yavaş yavaş sokuyordu aletimi annem. İçine girdikçe “Ohhh Kerem erkeğim benim, çok büyük aletin” diye inliyordu. otura kalka köküne kadar aldı sikimi annem. Sikimin üzerinde zıplamaya başladı. Başına kadar kalkıp tekrar oturuyordu. Az sonra hızlandırdı hareketlerini. Terlemiştik iyice. Annem hopladıkça şap şap ses çıkıyordu. Az sonra annemi altıma alıp domalttım. iki elimle yanaklarını ayırınca mükemmel göt deliği kabak gibi ortaya çıkmıştı. Dilimle tekrar muamele yapmaya başladım. “Oğlum hep dilini mi sokacaksın orayaaa” diye inledi. Ben şaşırmıştım. Demek götten de sikmemi istiyordu annem. Sikimin başını dayadım ve ittirmeye başladım götünün deliğine. Başı kolay girdi. Biraz yüklenince “ahh” diye inledi annem. Geri çekip tükürükleyip bir daha yüklendim. Bu sefer daha da ilerledim. Annemden “aaaoohhh” diye bir inleme geldi bu sefer. Biraz çekip tekrar yüklendiğimde artık sikim köküne kadar annemin göt deliğine girmişti. Annem bir çığlık attı ve “aaaaowww oğlum ne yaptınnnni müthişsinnn” diye inledi. Ben gidip gelmeye başladım bunu duyunca. “Sen vazgeçmeyeceksin demek ki! Tamam devam et ‘oğlum’ de bana! Oğlum dee!” diyerek götüne vurmaya başladım annemin. Annem altımda çıldırmıştı. Yüzünü tamamen yatağa baştırmış çarşafları sıkıyordu. “Ohhhh sik beni oğlummm… Daha sert vur aslan oğlummm” diye inliyordu. Ben de ellerini arkada kelepçe yaptım ve iyice çıkarıp tekrar girmeye başladım annemin götüne… “Ohhh annem benim harika götün var, süpersinnn” diyerek köklüyordum. Az sonra yine boşalacağımı anladım. “Anne geleceğim” dedim. “Devam et oğlum durma, arkama istiyorum hepsini” dedi ve elini arkaya atarak kalçamdan bastırarak göt deliğine köklememi istedi. Ben de anneme kitlenerek göt deliğinin derinliklerine boşaldım deli gibi… “Anne mükemmel bir kadınsın” dedim boşadıktan sonra. “Sen de harikasın oğlum, kaç kere boşaldığımı hatırlamıyorum bile” dedi.
Az sonra yatakta uzanırken “ee bu da boşa gitti anne” dedim gülerek. Annem elini taşaklarıma attı ve “hiç önemli değil aslanım, sen de bu alet varken daha çok şansımız var” dedi. Annem dışarı çıktığında bir kaç bira da almış kalkıp onları içtik biraz. sonra annem karşımda seksi bir şekilde dans etmeye başladı. Allahım çok güzel bir kadındı. Yani para versen böylesini sikemezsin… Az sonra kucağımdaydı. Memelerini ağzıma verdi. Emmeye doyamıyordum. Bacak arama inip sikimi göğüslerinin arasına alıp memeleriyle mastürbasyon yapmaya başladı bana. Sikim yine dikilmişti.
Az sonra annem kalkıp banyoya gitti. Su sesi gelmeye başlamıştı. içeri gelip “hadi banyoya erkeğim” diyerek bir göz kırptı. o göz kırpması beni azdırmaya yetti tekrar. Peşinden bir boğa gibi girdim içeri. Annem jartiyeriyle suyun altındaydı. Hemen ben de küvete girip annemi yüzüstü duvara yasladım ve götünün yarığına kafamı gömdüm. Her yerini yalamaya başladım tekrar. Uzun uzun öpüştük sonra. Dillerimiz birbirine dolanıyordu. Sonra annem benim taşaklarım dahil her yerimi yalamaya başladı. Taşaklarımın hepsini ağzına almaya çalışıyordu. Sikimi de gırtlağına kadar sokup çıkarıyordu. Sonra kulağıma yaklaştı ve “hadi erkeğim, şimdi zamanı geldi” dedi. Ben ayağa kalktım ve annemin arkasına geçtim. Arkasındayken amına girdim. Hızlı hızlı vurmaya başladım. Suyun da etkisiyle şap şap ses çıkıyordu her vuruşta. Annem de vurdukça “erkeğim, aslan oğlum, vur annene daha sert hadi koçum benim” diye inliyordu. Sonra annemi döndürdüm. duvara sırtını yaslayıp ayakta amına girmeye başladım tekrar. Annem boynuma dolandı. Vurdukça inliyordu. Az sonra bacaklarını belime doladı. Ben de alttan ellerimi kalçalarına attım ayakta kucakladım annemi. Amına girip çıkmaya başladım. Annem kucağımda çığlık çığlığaydı. “Hadi oğlum karını becerir gibi becer anneni, karını döller gibi dölle aslan erkeğim benim” diye inlerken ben de hareketlerimi hızlandırdım. Az sonra ellerimi bacaklarının altından geçirerek bacaklarını iyice ayırdım ve kollarını tuttum. Amına daha hızlı git gel yapmaya başladım. Ve sonrasında çığlık çığlığa annemin amcığına tüm spermlerimi akıttım. Annem “ooaaahhh erkeğim, aslan oğlum benimmm” diyerek inledi. Kucağımda çığlık atmaktan bitap düşmüştü. Kollarıma yığıldı. Çıkarıp kurulandıktan sonra yatağa yatırdım annemi. “Harikasın oğlum, resmen işimi bitirdin” diyerek uykuya geçti. Ben de yorulmuştum. Tam uykuya dalmıştım ki, hatta biraz uyumuş da olabilirim elim annemin götüne değdi. Taş gibi götü hissedince sikim yine kazık gibi oldu. Kalkıp annemin göt deliğini yalamaya başladım yine. Annemin götüne doyamıyordum. Annem baygın bir şekilde yatarken beline yastık koyup bir kez daha göt deliğini doya doya sikiyordum. Yine boşalacaktım ki annem “ağzıma istiyorum” diye inledi. Ben şaşırmıştım. Hiç hareket etmemişti ben sikerken ama demek ki uyanıktı. Çevirdim sikimi ağzına yaklaştırdım. Hemen ağzını açtı. Ben de Mastürbasyon yaparak ağzına boşaldım tekrar annemin. Bütün spermlerimi yuttu. Hatta dudaklarına bulaşanları da diliyle ağzına aldı. O sabah çok mutlu uyandık. Hastaneye sabah erkenden gittik eşimin yanına. Mutlu haberi verdik. Nasıl olduğunu sorduğunda hastanede başka biriyle tanıştığımızı, onun yardımcı olduğunu, kendisinden aldığımız yumurta hücreleriyle benim sperm hücrelerimi annemin rahmine yerleştirdiğimizi, bu sayede işi başardığımızı anlattık. Eşim çok mutlu oldu. Hemen o gün taburcu oldu hatta. Beraber bir iki gün daha gezdik. Kayınvalidemle kaçamak bakışlar atıyorduk birbirimize arada. Ardından yurda döndük.
Kayseri’ye hemen alıştık. Büyük bir şehirdi burası da. Eşime de Cumartesi günleri de mesaisi olan bir muhasebe işi buldum çalıştığımız firmalardan birinde. O ilk Cumartesi günüydü… Rüyamda birisi aletimi yalıyordu. Az sonra uyandım. Rüya değildi, odamdaydım. Demek ki eşim yalıyordu sikimi derken bir baktım ne göreyim. Kayınvalidem yine o geceki jartiyerli takımını giymiş, yine harika bir makyaj yapmış. Sikimi emiyor. “Anne ne yapıyorsun” dedim kendimi çekerek. “Bir şey yapmıyorum oğlum. Sadece o geceyi unutamıyorum. Ne var anneni bir kere daha doyursan! Bir kaç aya karnım şişer zaten, günleri değerlendirelim bence” diyerek tekrar sikime yumuldu. Benden günah gitmişti. Annemi o gün eşim gelene kadar evire çevire evin her yerinde becerdim. Akşam poposunun üzerine oturamayacak haldeydi ama memnundu…
O yılı Kayseri’de geçirdik. Annem bize bir kız çocuğu doğurdu, adını Eda koyduk. Çok tatlı bir bebekti. 3-4 ay sonra İstanbul’a tekrar tayinimi aldırabildim. Kimse bir şey anlamadan bu işi halletmenin verdiği gurur, kayınvalidemi sikmiş olmanın verdiği mutlulukla döndük mahallemize tekrar, annem de bir üst katımızdaki evine yerleşti. Annem doğumdan önce biraz zayıf bir kadındı. Doğumda aldığı kiloları da hızlıca verdi. Ama önceki gibi zayıf değildi artık. Bu sefer tam bir afete dönüştü. Şimdi eşim de çalıştığı için Eda’ya annem bakıyor. Yani Eda’nın da öz annesi… Kendi kızının bakıcılığını yapıyor kayınvalidem… Bazen işten erken çıktığımda çocuğu almaya ben çıkıyorum annemin yanına. Çocuğu almadan önce bir posta sikiyor, sonra Eda’yı alıyorum… Bazen de annem geldiğimde bizim evde oluyor. Eşim daha gelmemişse, o gelene kadar annemi doyuruyorum. Bazen o kadar azgın oluyoruz ki Eda ağlasa da bakmıyor, sikişmeye devam ediyoruz… Bir sene sonra annem bir kere daha hamile kaldı ama onu eşime hissettirmeden aldırdık… Eda bu sene anaokuluna başladı. Annem de 45 yaşına geldi ama hala bir afet. Kızından hala daha güzel. Hala Eşim işteyken ve Eda okuldayken sikiyorum annemi. Cumartesi günleri eşim işte ama Eda’nın okulu yok. Uyuduğu zaman rahat rahat sikişiyoruz. Uyanıkken de televizyonda ona bir çizgi film takıp evin değişik yerlerinde sikişmeye devam ediyoruz. Bazen Eda’ya yemek yedirirken sikiyorum annemi arkasına geçip. Bazen annem mutfakta yemek hazırlarken arkasına geçip eteğini sıyırıp sikiyorum hemen. Bazen de annem Eda’yı kucağına alıyor ben de annemi kucağıma alıp sikiyorum… Bazen beraber evcilik oynuyoruz. Eda dışarda kalıyor, ben annemle çadıra girip ağzına veriyorum. Bazen de doktorculuk oynuyoruz. Eda annemin annesi oluyor, ben doktor oluyorum, annem de hasta. Tabi her seferinde hastaya iğne yapıyorum Bir keresinde eşime yakalanıyorduk. Bizim evde Eda odasında oynarken ben annemi salonda kanepenin kolçağına domaltmış götünden sikiyordum. Tam boşalmaya başlamıştım ki annemin telefonu çaldı, arayan Tuğba’ydı. “Anne kapıyı çalıyorum neden açmıyorsun” dedi. Annem telaşla “kızım alt kattayız, buraya gel” dedi. Hemen toparlandık, üstümüzü başımızı düzelttik. Ben Eda’yla oyun oynuyormuşum gibi yaptım, annem de mutfaktaymış gibi yaptı. Eşim gelince bir şey anlamadı Allahtan ama ben kayınvalidemin eteğinin altından bacağından sızan spermlerimi gördüm ve hemen annemi uyardım. O da bir şey almak bahanesiyle yukarı çıkıp temizlendi… Her şeye rağmen Cumartesi günleri hala benim için en güzel gün… Eşim hissetmediği sürece annemi sikmeye devam edeceğim…
submitted by ferreisawesome to u/ferreisawesome [link] [comments]


2019.01.17 20:11 fragmanlife İliski Durumu Karisik Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

İliski Durumu Karisik Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Show TV’nin ekrana damgasını vuran projelerinden “İlişki Durumu: Karışık”; Aşk, kıskançlık, gurur, dostluk ve yanlış anlamaların el ele gideceği bir aşk oyunu hikayesi. Dizide neşe, duygusallık ve heyecan da hiç eksik olmuyor!!
Başrollerinde Seren Şirince, Berk Oktay, Pamir Pekin ve Eda Ece’nin yer aldığı dizinin yapımcılığını MF Yapım-Faruk Bayhan’ın üstleniyor.
Yönetmen koltuğunda Bülent İşbilen'in oturduğu dizinin senaryosunu Banu Kiremitçi Bozkurt kaleme alıyor!
Seren Şirince Seren Şirince Kimdir, Kaç Yaşında? 1 Ocak 1988 tarihinde İzmir'de dünyaya gelen Şirince, küçüklüğünden beri tiyatroya meraklıydı. Çocuk yaşta başladığı oyunculuk kariyerinde basamak basamak ilerledi. 2012 yılında "Araf Zamanı" dizisiyle ilk televizyon deneyimini yaşadı. Asıl çıkışınıysa 2015 yılında Show TV'de yayınlanmaya başlayan "İlişki Durumu: Karışık" dizisinde Ayşegül karakteriyle yaptı. Seren Şirince, 2016 yılında yine Show TV'de yayınlanan "İlişki Durumu: Evli" dizisinde de rol almıştır. Seren Şirince'nin Oynadığı Diziler İlişki Durumu: Karışık/Ayşegül/2015 İlişki Durumu: Evli/Ayşegül/2016 Araf Zamanı/2012 Aşk Emek İsteNazlı/2013 Seven Ne Yapmaz/Nazlı/2017
Berk Oktay Berk Oktay Kimdir, Kaç Yaşında? 28 Ekim 1982'de Ankara'da dünyaya gelen Oktay, profesyonel kariyerine manken olarak başladı. 2007 yılında "Tatlı Bela Fadime" dizisiyle oyunculukla tanıştı. Ardından "Akasya Durağı" ve "Arka Sokaklar" dizileriyle adını duyurdu. Show TV'de yayınlanan romantik komedi "İlişki Durumu: Karışık" ve "İlişki Durumu: Evli" dizilerinde rol aldı. Berk Oktay'ın Oynadığı Diziler İlişki Durumu: Karışık/Can Tekin/2015 İlişki Durumu: Evli/Can Tekin/2016 Tatlı Bela Fadime/Levent/2007 Akasya Durağı/Murat/2008 Arka SokaklaSinan/2009 Alev Alev/Murat/2012 Benim Hala Umudum VaHakan/2013 Aşktan Kaçılmaz/Berzan/2014 Savaşçı/Kaan/2017
Nurseli İdiz Nurseli İdiz Kimdir, Kaç Yaşında? 6 Ekim 1960 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen İdiz, ressam Faruk Nafiz Çamlıbel'in kızıdır. Oyunculuk eğitimini Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde almıştır. 1981 yılında Ankara'da çeşitli tiyatro oyunlarında oynayarak oyunculuğa adım atmıştır. Nurseli İdiz'in Oynadığı Diziler İlişki Durumu: Karışık/Mediha/2015 İlişki Durumu: Evli/Mediha/2016 Geçmiş Bahar Mimozaları/Canan/1989 Varsayalım İsmail/Sektirmez Hanım/1991 Baykuşların Sanatı/2000 Benim İçin Ağlama/Nevra/2001 Kınalı KaSüreyya/2002 Şeytan Sofrası/Kesibe/2004 Şöhret/Müberra/2005 Kartallar Yüksek UçaHanımağa/2007 Ömre Bedel/Seniha/2009 Yalan Dünya/Nursel/2013 Nurseli İdiz'in Oynadığı Filmler Gece Yolculuğu/1987 Karartma Geceleri/Şükran/1990 Asansö1999 Kahpe Bizans/Helena/1999 Şarkıcı/Samiye/2000 O Şimdi Mahkum/Kade2005 Güneşi Gördüm/Müdü2009 Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu/2012 Bensiz/Seda/2013 Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda/Ende2013
Serenay Aktaş Serenay Aktaş Kimdir, Kaç Yaşında? 1 Ekim 1993 tarihinde İstanbul, Bakırköy'de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren futbola ilgi duyan Aktaş, ZeytinburnuSpor ile profesyonel olmuştur. Halen Beşiktaş'ın futbolcusu olmasının yanı sıra iyi de bir oyuncudur. Televizyon kariyeri 2011 yılında rol aldığı Kanıt dizisiyle başlamıştır. Ardından çeşitli reklam ve dizi projelerinde yer alan oyuncu, 2016 yılında Show TV'de yayınlanan İlişki Durumu: Evli dizisinde rol almıştır. Serenay Aktaş'ın Rol Aldığı Diziler İlişki Durumu: Evli/Ceyda/2016 Kanıt/2011 Türk Malı/2011 Yahşi Cazibe/Çalkara/2012 Kalbim Seni Seçti/Esra/2012 Arka SıradakileGülüm/2012 Muhteşem Yüzyıl/Ayşe Hatun/2013 Kaçak GelinlePına2014 Acil Aşk AranıyoZeynep/2015 Gülümse YeteMelis/2016 Meryem/Burcu/2017 Serenay Aktaş'ın Rol Aldığı Filmler Çılgın Dersane 3/merve/2014 Figüran/Pelin/2014 Yıldızlarda Kayar Das Borak/Zümray/2016
Seren Şirince ve Berk Oktay ‘İlişki Durumu: Karışık’la başladıkları serüvene ‘İlişki Durumu: Evli’yle devam ediyor. Oktay, bu akşam SHOW TV’de ekrana gelecek dizi için “İnsanlar bizi en çok gülümsedikleri için sevdiler. Biz de güldürmeye devam edeceğiz” diyor. Şirince’yse “Yepyeni bir hikâyeyle güldürmeye geliyoruz” diye konuşuyor
"Seren Şirince ve Berk Oktay ‘İlişki Durumu: Karışık’la başladıkları serüvene ‘İlişki Durumu: Evli’yle devam ediyor. Oktay, bu akşam SHOW TV’de ekrana gelecek dizi için “İnsanlar bizi en çok gülümsedikleri için sevdiler. Biz de güldürmeye devam edeceğiz” diyor. Şirince’yse “Yepyeni bir hikâyeyle güldürmeye geliyoruz” diye konuşuyor
‘İlişki Durumu: Karışık’ reytinglerde zirvedeydi. Neden final yaptı?
Berk Oktay: ‘İlişki Durumu: Karışık’ geçen yıl gerçekten çok sevildi ve beğenildi. Biz de bütün ekip olarak yaşayarak, hissederek çektik her bölümü. Bu yüzden de çok doğal bir hikâye çıktı ortaya. Tabii her hikâyenin olduğu gibi bu hikâyenin de senaryo anlamında tükendiğini fark ettik. Bir romantik komediyi çok uzatarak seyirciyi sıkmanın, sırf devam edelim diye uzatmanın, bunu yaparken de saçmalamanın lüzumu yoktu. Hep beraber çok cesur bir karar aldık. 40 haftanın 23’ünde her grupta birinci olan ve hâlâ ilk 3’te yer alan bir işi bitirmek radikal bir karardı.
‘BİR SERÜVEN OLABİLİR DİYORDUK’
Peki bu süreçte ‘İlişki Durumu: Evli’nin çekileceği belli miydi?
B.O.: Aramızda “Bu bir serü- ven olabilir. ‘İlişki Durumu: Evli’, ‘İlişki Durumu: Çocuklu’, ‘İlişki Durumu: Boşanmış’ çekeriz artık” diye espri yapıyorduk. Kanal yöneticileri ve yapımcımız da aynı fikirde olunca ‘İlişki Durumu: Evli’yi çekme kararı aldık.
Dramı ve entrikayı artırarak daha uzun süre de devam edebilirdiniz...
B.O.: Evet, bunu da yapabilirdik fakat seyircimiz bizi gülerek sevdi. İnsanların suratında tebessüm uyandırdık. Bu demek olmuyor ki ‘İlişki Durumu: Evli’de hiçbir zaman dram olmayacak. İnsanları yeri geldiğinde ağlatacağız çünkü bu hayatın ger- çeği. Zaten çok fazla iç karartıcı şey yaşıyoruz, zaten insanlar bizi en çok gülümsedikleri için sevdiler, biz de güldürmeye devam edeceğiz.
‘YEPYENİ BİR HİKÂYEYLE GELİYORUZ’
‘İlişki Durumu: Karışık’ta bir türlü aşklarını yaşayamayan bir çifttiniz. Şimdi evli bir çiftsiniz. Bunun ne gibi farkları var?
B.O.: Duygusal karışıklıkları olan karakterlerimiz bu sene artık duygularından eminler. Evlendiler ve bir beraberlik içinde olmak istiyorlar. Fakat evliliğin getirmiş olduğu çatışmalar muhakkak var. Evlilik çok tatlı, hoş bir şey ama evliliğin devamında hayatta bir sürü çetrefilli yol olacaktır. Seren Şirince: Ayşegül’de çok büyük bir farklılık olmayacak, hep bildiğimiz gibi. Evlendikten sonra Ayşegül gibi birinin oturmasının, kalkmasının deği- şeceğini kimse beklemez. Evlilik hayatlarında yeni bir yol olacak. Yepyeni bir hikâyeyle güldürmeye geliyoruz.
‘YENİ KARAKTERLER EKLENDİ’
Yeni dizide ne gibi değişiklikler var?
S.Ş.: Serenay Aktaş ve Anıl İlter’le birkaç yeni karakterimiz daha eklendi. Onların da işe çok iyi geleceklerini düşü- nüyorum.
B.O.: Senaryoyu Gani Müjde yazıyor ve kendisi komedi dozu çok yüksek bir yazar. Biz çekerken gülüyoruz, seyirci de seyrederken gülecektir. Ayşegül aynı Ayşegül, Can da aynı ama artık sabitlenmiş bir Can var. Biliyorsunuz çok gelgitli bir adamdı. Hayatının merkezine bir kadını koyduğunda şapşallaşabiliyor ve artık hayatının merkezinde Ayşegül var. Birtakım sendelemeler göreceğiz, evlilik zor bir şey çünkü. Ayrıca Can’ın karakteriyle alakalı bazı olaylar da olacak çünkü Can bir stardı.
‘Evlenen kadın kendini daha güvende hisseder’
Can ve Ayşegül oturttuğunuz karakterlerdi ama yeni evli çifti oluştururken nelere dikkat ettiniz?
Seren Şirince: Tabii empati yapmaya çalışıyorum. Kafamda Ayşegül’ü daha rahatlamış düşündüm. Bir türlü olamayan, hep araya bir şeylerin girdiği bir durum vardı. Bir çok şey yaşandı. Artık daha rahatlamış bir Ayşegül var. Kadınlar evlenince kendilerini daha kadın hissediyor. Ayşegül sonunda muradına erdi. Yüzük bende.
Berk Oktay: “Daha güvende hissediyorlar çünkü yüzük bende” diyor Seren. Bu bile gerçek bir his. Erkek için de geçerli tabii ama ilişkinin sonunda evlenen kadın kendini daha güvende hisseder. Doğal hayatın doğal akışına göre davranıp herkesin hayatında olan şeyleri canlandırıyoruz. Can hem oyuncu hem yeni evli ama Can Tekin, Berk Oktay değil. Ben de çok tecrübeli bir adam değilim. Can’ın hayatında bir kadının olması bütün duygularının ve hayatının değişme sebebi olacak.
S.Ş.: Seyircimiz de diziyi rahatlamış bir şekilde izleyecek çünkü daha önce birlikte olacaklar olamadılar ve araya birileri girdi diye onlar da yorulmuştu. Şimdi Can ve Ayşegül evli. Evlilikle bitmez, tabii sorunlar olacaktır. Ben hiç evlenmedim ama evlilik böyle bir şey herhalde.
'BU SEZON OLGUNLUK DÖNEMİMİZ'
Ayşegül karakteriyle farklı bir fenomen yarattınız ve birçok insandaki kadın algısını değiştirdiniz. Bununla ilgili nelere dikkat ettiniz?
Seren Şirince: Aldığım yorumlar beni çok mutlu etti. Duymak istediklerim bunlardı. “Ay canım ekranda çok güzel gözüküyorsun” diye bir yorumdansa ‘Burayı çok doğal oynamışsın’ yorumları beni çok mutlu ediyor. Diziler de hayattan geliyor. Ekrana inandırmayan bir şey koyduğunda gerçek olmuyor. Bizim ilişkimizin bu kadar sevilmesinin en önemli sebebi insanlara gerçek gelmesi. Bizdeki karakterlerin hepsi insanların içinde, özellikle Türkiye’de bol miktarda var.
Komedi yapan kadın oyuncuya ülkemizde az rastlanıyor. Komediye mi devam etmek istiyorsunuz yoksa başka türleri de denemek ister misiniz?
S.Ş.: Dram komediden, komedi dramdan geliyor. İlk işimin komedi olmasını ben de istiyordum. Bir başarı bekliyorduk ama bu beklentimizin üstünde bir başarı olunca çok mutlu oldum. Komedi yaparken mutlu oluyorum. Dram konusunda çekincelerim var. Mesela “Dizi süresi çok uzun olduğu için aklımı üşü- tür müydüm?”, “Çok içinde yaşadığımdan karakter bana iyi gelmez miydi?” gibi...
İlişki durumu seriye bağlanırsa ve mesela 6 sezon Can’ı oynarsanız ne olur?
Berk Oktay: Onu hissettiğim anda keserim. Bütün oyuncuların yapması gereken şey de budur. “Arka Sokaklar’dan ayrılıyorum” dediğim zaman insanlar bana “Deli misin?” demişti. Seyirci bizi seyrettiği, bizim onlara sıkıcı bir şey sunmadığımız sürece işimiz devam etsin.
S.Ş.: Bu sezon bizim olgunluk dönemimiz.
Can karakterinin o çocuksu halleri ve komedi oynamanız pek sizden beklenmiyordu. Bu kararı alırken tereddüt yaşadınız mı?
B.O.: Daha önceki projelerim genellikle dram ağırlıklıydı. Bizde birtakım kalıplaşmış yargılar vardır. Jön adam poz keser ve daha ağır durur. Tabii ki projesine göre böyle olması gerekiyor. İnsanların da benden beklentisi bu yönde bir iş olduğu için bu projede yer aldım. Farklı bir şey yapmak benim için de keyifli oldu. Komedi benden beklenen bir şey değildi ama insanları güldürmek keyifli bir şeydi.
‘ÂŞIK OLMAK APTALLAŞMAKTIR'
Can ve Ayşegül’ün evliliği nasıl bir evlilik olur?
Berk Oktay: Can ve Ayşegül’ün evliliği tam bir delilik. Gerçekten çok zıt 2 karakterler fakat deli gibi seviyorlar birbirlerini. İkisinin beklentileri bir yerde buluşsa da hayata bakış açıları çok farklı. O yüzden ikisinin evliliği delilik diyorum. Zaten evimiz de deliler evi oldu.
Seren Şirince: Bir araya geldiklerinde ikisi de çocuklaşıyor. Aşkın en güzel hali o çocukça halleri. İnsanlar da onu izlemek istiyor.
B.O.: Can dediğiniz adam tıp fakültesi mezunu ve star ama Ayşegül’ün yanında IQ seviyesi sıfırın altına düşüyor.
S.Ş.: Âşık olunca da öyle oluyorsun ya... Âşık olmak aptallaşmaktır. Can ve Ayşegül de aşkın en saf ve en eğlenceli halini yaşıyorlar.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2015.02.22 17:52 biseksuel Erzurum’da Eşcinsel olmak!

Bir arkadaşımdan, “Erzurum’da eşcinsel kafe açılmış” haberini aldıktan sonra şaşkınlıkla karışık bir sürü soru sormaya başladım. Başka bir şehirde olsa böyle şaşırmaz, üzerinde durmazdım bile. Ama burası muhafakarlığıyla bilinen sağ görüşlü bir şehir. Ülkenin diğer yerlerinden gelen heteroseksüel öğrencilerin birçoğu bile buraya uyum sağlamakta zorlanırken eşcinsellerin varoluşlarını kabulendirmeleri, bunu göstermeleri bile sıkıntı yaratabilecek bir durum. Hal böyleyken “kendileri” için kafe açmaları hem şaşılacak hem de cesur sayılacak bir hareket. Araştıdıkça bu kafenin aslında göz önünde olan bir semtte ama iyi gizlenmiş bir yerde olduğunu öğreniyorum. Buranın homofobik heteroseksüeller tarafından duyulması, bilinmesi fikri biraz ürkütüyor onları. Konuyu deştikçe burada bir eşcinsel parti bile verdiklerini duyuyorum. Partiyi düzenleyen eşcinsel Nazlı ile böyle tanışıyoruz. Röpörtaj teklifimi bir “güven buluşması”ndan sonra kabul ediyor. Yüzünün ve adının gizli kalması konusunda çok hassas.
“Eşcinselliğimden utanmıyorum, çekinmiyorum. Bunu Erzurum’da kaldığım süre boyunca hiç gizlemedim. Her türlü dışlanmaya, horg görülmeye, hakarete ve şiddete rağmen kendimi saklama ihtiyacı duymadım. Burası eşcinseller için zor bir şehir. Erzurum’da eşcinsel olup bunu gizlememek rüzgara rüzgara karşı yürümek gibi bir şey. Ama diğerleri gibi bir maske takıp erkekmiş gibi davranmadım. Çünkü hissetiğin bisindir,bunu değiştiremezsin. Ben eşcinsel bir crossdresser olarak para kazanıyorum.Yüzümün,adımın,adresimin gizli kalması benim için bu yüzden önemli. Korku değil bu, sadece tedbir!” diyor bana ve ben de bunu kabul edip, hikayesini dinlemeye başlıyorum. Nazlı, eşcinsel bir crossdresser. Fotoğraflarda gördüğüm siyah peruklu, topuklu ayakkabı giymiş, üzerinde seksi kıyafetleriyle poz veren bu crossdresseri erkek.. Haliyle, “Acaba,”tanıyabilecek miyim?” diye düşünüyorum buluşmaya giderken. Her geç kaldığı dakikada merakım daha da artıyor. 1 saatlik meraklı bekleyişimin ardından “merhaba” diye narin ellerini uzatıyor bana. Tanımaktan çok da güçlük çok da farklı değil. Hal ve tavır olarak tam benimkinden daha kadınsı. Konuşma sırasında kısacık saçlarını zarif el hareketleriyle düzeltiyor sürekli. Her seferinde korkusuz olduğundan bahsediyor. Bu durumunun çok da anormal olmadığını, büyütecek bir şeyin olmadığını söylüyor. Muhafazakar bir şehirde olmasına rağmen oldukça cesur. Bana yaşadığı ilişkilerden bahsediyor. Hayatının adamından, sonunun nasıl hüsranla bittiğinden, erkeklere artık güvenemediğinden…Uzun sayılabilecek bir erkek dedikodusundan sonra röpörtaja geçiyoruz
Crossdressliği anlatır mısın, bilmeyenler için?
“Crossdress” kadın kıyafetleri, iç çamaşırları, ayakkabıları giymekten hoşlanan erkekler için kullanılan bir tabir. Bu aslında kadınlar için de geçerli. Erkek gibi giyinen, erkek gibi davranan ve bundan mutluluk duyan kadınlar için de kullanılır ama erkek örnekleri çok fazla olduğu için kadın kiyafeti giyen erkeklerle biraz özdeşleşmiş durum şu anda.
Ne Zaman kadın kıyafetleri giymeye başladın? 13-14 yaşlarımda başladım diye hatırlıyorum. Ablamın kıyafetlerini gizli gizli giyerdim.
Sen bir eşcinsel cd’sin. Kadın dürtüsünü ilk ne zaman hissetin peki?
Bu zaten doğuştan gelen bir his. Sen nasıl bir kadın doğdun, kendini doğuştan böyle hissediyorsun, ben de kendimi hep kadın hissetim. Ama 11 yaşımda tamam dedim. Ben bir eşcinselim. Bunu zaten hep hissediyordum ama ilk o zaman bunu kendime itiraf etmiş ve bullanmıştım.
Ailenin tepkisi nasıl oldu peki?
İlk önce şok oldular. Çünkü ben o zamanlar gizleyebiliyordum bunu. Daha sonra benim için sancılı dönemler başladı. Ailem kabullenemedi.Değişeceksin, “normale” döneceksin diye baskılar arttı. Psikologa gönderildim. Bu bir hastalık, tedavi olmalısın dediler. Bunun değişmeyeceğinden adım gibi emindim ama karşı çıkmadım, gittim. Doktorla epey kunuştum. Seansları kaçırmadım. Doktor da aileme bu durumun hastalık olmadığını, doğuştan geln bir kadın olma hissi olduğunu ve bunun değiştirilmeyeceğini söyledi.
Sonra?
Sonrasında son çare olarak beni evlendirmeye karar verdiler. Belki o zaman “düzelirim” diye ama anlamadıkları şey ben zaten normaldim. Bu olabilecek bir şey. Sadece farklı bir bedende doğdum, hepsi bu. Ben gene değişmeyeceğimden adım gibi emin olmama rağmen onların dediğini yaptım, evlendim. Yaklaşık 1 yıl sürdü. Eşimle bir evin içinde iki yakın kız arkadaş gibiydik. Ona eşcinsel olduğumu söyledim. Terk etmedi beni çünkü kendince sebepleri vardı, kaldı benimle. Bunu kabulendi ve iki arkadaş gibi yaşadık, o bir yıl içerisinde. Sonrasında zaten bitirme kararı aldık. Ne zamana kadar sürecekti ki bu durum zaten.
Ailenin baskıları devam etti mi peki?
Doktora gittim, evlendim. Durum değişmedi. Onlar da anladılar artık değişmeyeceğimi. Ben buyum, böyleyim. Bu halimle mutluyum. Sonra kabullendiler beni. Baskıları da tüm bunlardan sonra son buldu.
Tamamıyla kadın gibi hisedip, erkek bedeninde yaşamak zor değil mi senin için? Cinsiyet değiştirmeyi düşündün mü?
Bu tabii ki zor. Ben bir kadın gibi hisediyorsam öyle de görünmeliyim. Etek giymeli, saçımı uzatmalı, makyaj yapmalı ve topuklu ayakkabı giymeliyim. Seviyorum böyle olmayı. Ama yanlış bir bedende doğdum. Bir karışıklık oldu sanırım (gülüyor). Ve tabii ki ileride cinsiyet değiştirmeyi düşünüyorum. Zaten hormon tedavisi görüyorum şuan. Okulumun bitmesini bekliyorum,cinsiyet değiştirmek için.
Crossdreser olmaya nasıl karar verdin?
Tüm bunlardan sonra İstanbul’a gittim. 19 yaşındaydım. Orada benim gibi arkadaşlarım oldu, crossdreserdi çoğu… Ben de o zaman karar verdim. ve cd oldum. 3 senedir devam ediyorum. Ama ailemin haberi yok tabi bundan.
Memnun musun peki?
İş başvurularında bulunuyorum sürekli ama eşcinsel olduğum için kimse beni işe almak istemiyor. Crossdresserliğa devam ediyorum bu nedenle. Hem memnunum bu durumdan, hem hissetiğim gibi kadın oluyorum, hem de para kazanıyorum. Gayet hoş bir durum bence şikayetçi değilim
Sonrasında Erzurum’a geldin. Muhafazakarlığıyla bilinen bir şehir… Bu seni tedirgin etmedi mi?
Etmez olur mu? Etti tabi. Ne yaparım orada, nasıl yaşarım diye birçok kez düşündüm. Hem eşcinselim hem de crossdreser… Çalışabilir miyim diye birçok kez düşündüm. Bu düşüncelerle de geldim sonuçta buraya.
Nasıl problemlerle karşılaştın?
Öncelikle insanların garip bakışlarına maruz kaldım. Çok fazla sözlü tacize uğradım. ve hala da uğruyorum. Fiziksel şiddete de uğradım. Arkadaşımla yürüyüşe çıktığımız bir akşam saldırıya uğradık, sırf eşcinseliz diye. Karakolluk olduk. Şikayetçi oldum ama sonra başım ağrımasın diye şikayetimi geri aldım.
Bırakıp gitmeyi düşünmedin mi?
Düşündüm. Gitmek istediğim zamanlar çok oldu. Ama burada, okuyorum sonuçta. Alışmaya çalıştım. Duymamazlıktan geliyorum artık. Eskisi gibi bu durumu çok problem de etmiyorum. Korkmuyorum artık. Çünkü ben buyum, böyleyim. Kendimi gizlemiyorum da. Her şey ortada, ben bir eşcinselim. Bunun nesini saklayacağım. Allah’ın bildiğini kuldan saklamak saçmalık.
Bana, sataşanlara cazgır yüzümü gösterince geri çekiliyorlar. Hem bu niye bu kadar abartılacak bir hal alıyor anlamıyorum. Bu normal bir şey. Bunun problem edilmesi çok saçma. Erzurum’da er ya da geç ben ve benim gibileri kabul edecek, etmek zorunda. Her şey değişiyor, Erzurum’da değişip normalleşmeli kanımca.
Müşterilerinin içerisinde Erzurumlular var mı?
Var tabi canım. Ohooo.. Ben ve benim gibilerin ayıplayanlar, asarız keseriz diye ortalıkta “erkeklik” yapanlar akşam bana geliyor. İçlerinde gizli eşcinsel olanlar da var, biseksüel (her iki cinse ilgi duyan kimse) olanlar da… Ve hepsi bekar da değil üstelik. Evli ve çocuklu olanlar da geliyor.
Müşterilerinin bir steretopisi var mı?
Ya öyle belli bir kesim yok aslında. Öğrenci var, çalışan var, evli-bekar olanlar var. Genç-yaşlı, olgun olanlar da var. Çok değişiyor o ya… Ama yüzde 50 buranın yabancıları yani öğrenci kesimi diğer yüzde 50 ise buralı olanlardan oluşuyor.
Korkmuyor musun peki? Evine yabancı birini alıyorsun tanımadan, bilmeden… Tedirgin olduğum zamanlar oluyor. Çokça hem de… İstanbul veya İzmir olsa hiç korkmam, hiç tereddüt etmem. Paramı almadığım taktirde kıyametleri koparırım. Ama burası biraz farklı… Tepkilerini kestiremediğim için alttan alıyorum hep. Zaten öyle herkesi kabul etmiyorum. Çok seçici davranıyorum bu konuda.
Erzurum’da benim bildiğim bir tek sen değilsin, başka crossdresserlar da var. Bu iş sistemli bir şekilde mi yürüyor yoksa hepiniz bağımsız mısınız birbirinizden?
Var ama benim onlarla pek bir arkadaşlık ilişkim yok. Sadece cd siteleri var, oraya profilinizi ekliyorsunuz bu kadar. Sistemli bir şekilde yürümüyor buradaki işler ya da en azından kendi adıma konuşacak olursam… Kimseye güvenemiyorum. Hele ki bizim işimizde güvenmek çok zor. Ortalık anında karışabiliyor dedikdularla. Ben, uzak durmayı tercih ediyorum. Yalnız yaşamayı seviyorum.
Erzurum’da eşcinsel parti verdin. Bu bir ilk! Biraz anlatır msın bana partiyi?
Biz, etkinliği oluşturduğumuzda 400’e yakın kişi geleceğini söyledi. Ama gerçekte 42 kişilik bir parti oldu. Bu sayı, Erzurum için gayet iyi ama katılımın daha çok olmasını beklerdim ben.
Eşcinsellerle ilgili herhangi bir etkinlik daha yaptınız Erzurum’da?
Eşcinsel ölümlerini protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenlemek istedim. Bir eşcinsel yürüyüşü… Tabii pek destek veren olmadı. Emniyet zaten izin vermedi. Bizden hoşlanmadıkları için mi yoksa olay çıkar, bize saldırırlar diye mi bilmiyorum. Ama her iki durumda da hoş olmayan şeyler var. Homofobik söylemler ve davranışlar bitsin istiyoruz artık. O yürüyüşün yapılması halinde polisin bizi koruması, güvenliğimiz sağlaması gerekirdi zaten. İzin verilmedi, ben de daha sonra vazgeçtim zaten.
Bu veya buna benzer başka şeyler yapmak istiyor musunuz burada?
Eşcinseller Derneği açmak istiyorum. Bence, böyle bir dernek bu şehir için gerekli. Diğer şehirlerden gelen eşcinsel öğrenciler kendilerini burada sır gibi saklamak zorunda kalıyorlar. Oysaki üniversite yılları bir insanın en özgür olduğu yıllardır, öyle olmalı en azından. Ben eşcinseliğimi lise yıllarında gizliyordum ama şuan üniversitedeyim. Muhafazakar bir şehirde de olsam bunu gizlemiyorum. İnsanların da, baskı ve korku altında yaşamalarını istemiyorum. Hiç değilse kendilerini güvende hissedebilecek, kendileri gibi olan bir insan topluluğunda bulunsunlar istiyorum. Öğrenciler dışında Erzurum’da da eşcinsel sayısı sandığınızdan daha fazla.
Aile ve toplum baskısından korkarak evleniyor bir de çocuk yapıyorlar. Eşcinsel dürtülerini hep bastırıyor ya da gizli tutuyorlar. Onların da rahat etmesini, kendilerini anlayabilecek insanların olduğu bir yerde, haftada birkaç kez de olsa özgür ve maskesiz yaşamalarını istiyorum. Bu nedenle böyle bir dernek açma fikrim var.
Son olarak sana hayalini sorsam….
Benim hayalim… Tek istediğim okul bittikten sonra Hollanda’ya yerleşip orada evlenmek. Bir ara ülkemizde de bu durum konuşuldu ama çok kesim buna karşı çıktı. İnsanlar neden başkalarının hayatına bu kadar müadahale etmeyi seviyor, kendilerinde bu hakkı nasıl bulabiliyorlar aklım almıyor. Tek bir hayatımız var yaşayacağımız,bıraksınlar da herkes istediği gibi yaşasın. Baskı, yasak ve şiddetle hiçbir şey çözüme kavuşturulamaz. Geyler,lezbiyenler,translar,biseksüeller ve heteroseksüeller…Biz hepimiz başka bir renk, başka hayatlarız. Toplum olarak bunu kabullendiğimiz zaman gökkuşağı renkleri yan yana tamamlanmış olacak. Güzel bir gökyüzünün altında beraber yaşayabiliriz.
FATMA SARIKAYA Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Erzurum’da Eşcinsellik: Rüzgara Karşı Yürümek Atatürk İletişim Gazetesi, Sayı:78, Sayfa:6, 6 Haziran 2014
Aydın Doğan vakfı tarafından düzenlenen öğrencilerin, fakültelerinin eğitim amacıyla o yıl yayımladığı uygulama gazete ve dergileri ile diğer medya organlarında yayınlanan çalışmaları ile ilgili röpörtaj dalında ikinci olmuştur.
Gerekçe: Anadolu’nun ortasında bir kentte sessiz sedasız açılan eşcinsel kafenin kurulma hikâyesi ve oradaki yaşamı aktarıyor.
submitted by biseksuel to biseksueller [link] [comments]


Oğlum 18 yaşında 28 yaşındaki kadınla evlenmek istiyor! Arkadaşın seninle birlikte olmak istiyor - Bir erkekle bir kadın asla dost olamaz... Ama Benim Canım istiyo Diyen Kadın - Yalcın Cakır Eşim Benden Ayrılmak İstiyor Ne Yapmalıyım Evlenmek isteyen kadın BENİMLE BİRLIKTE OLMAK ISTIYOR MU Erkekler Nasıl Kadın İstiyor 2019 Kocasından İstedi, Bakın Ne Oldu 'Evli biriyle beraberim 'boşanacağım' diye beni oyalıyor' Evli Kadın Kocasını Doktorla Aldatıyo YENİ HD 2017 - YouTube

  1. Oğlum 18 yaşında 28 yaşındaki kadınla evlenmek istiyor!
  2. Arkadaşın seninle birlikte olmak istiyor - Bir erkekle bir kadın asla dost olamaz...
  3. Ama Benim Canım istiyo Diyen Kadın - Yalcın Cakır
  4. Eşim Benden Ayrılmak İstiyor Ne Yapmalıyım
  5. Evlenmek isteyen kadın
  6. BENİMLE BİRLIKTE OLMAK ISTIYOR MU
  7. Erkekler Nasıl Kadın İstiyor 2019
  8. Kocasından İstedi, Bakın Ne Oldu
  9. 'Evli biriyle beraberim 'boşanacağım' diye beni oyalıyor'
  10. Evli Kadın Kocasını Doktorla Aldatıyo YENİ HD 2017 - YouTube

ASMR Special Massage ~Over 3 hours~ (Head and Ear Massage and more /No Talking ) - Duration: 3:39:48. Fuji Noise ASMR Recommended for you Arkadaşın seninle birlikte olmak istiyor - Bir erkekle bir kadın asla dost olamaz... Türkçe Altyazılı Kadın Kocasını doktorla aldatıyo Kadın kocasını doktor ile aldatıyor Kadın kocasını doktor ile aldatıyo aldatan kadın evli kadın evli kadın ... Bir gün bir kadın kocasından sormak ister. Kadın: Senden 5 soru sorabilir miyim? Kocası: Evet. Kadın: Doğruyu söyle. Ben bazen senin aklından geçiyor muyum? ... bİr anda daha Çekİcİ bİr kadin halİne gelmenİn beŞ yolu nelerdİr? erkekler nelere Önem verİr vlog - duration: 9:12. adil yildirim 423,906 views Ama Benim Canım istiyo Diyen Kadın - Yalcın Cakır ... 31 yaşındaki kocam beni 51 yaşındaki bir kadınla aldatıyor - Duration: 11:33. Hayatta Her Şey Var 256,411 views. 7 yıllık evli çift kardeş olduklarını öğrendi - Duration: ... Necip hoca Yine Show Yaptı Evlendirin Beni - Duration: ... Kadın 27. Bölüm - Duration: 3:07. Kadın 5,245,690 views. Evli kadın zina ederse kadının imam nikahı kalır mı ? Evli erkek zina ederse imam nikahı kalır mı ? - Duration: 1:41. Baysem 160,170 views 'Yaşça küçük bir erkekle beraberim, evlendi ama hala benle birlikte' - Duration: 11:30. Hayatta Her Şey Var 2,624,429 views Oğlum 18 yaşında 28 yaşındaki kadınla evlenmek istiyor! Nur Viral'le Hayatta Her Şey Var ... CİNLE EVLİ KADIN İLE SOHBET ! ... (CİNLERİ OLAN KADIN) - Duration: 34:05. Kerem Balin ...